Namazınız Mübarek Olsun

Mutlusunuz sanırım… Ama bilin ki; mazlumlar, mahrum bırakılmışlar, gençler mutlu değil ve onların vebali üzerinizdedir bu saatten sonra. Herkes ektiğini biçer, yarın çocuklarınız “bunlara nasıl müsaade ettiniz” diye hesap sorduğunda onlara da anlatırsınız, “teröristleri mi seçseydik” diye… Bu kerih iktidarın yaptığı her zulüm her haksızlık her türlü maddi manevi gasptan sorumlusunuz. Daha önceki seçimlerde milli/dini duygularınızla desteklemiş olabilirdiniz, popülist söylemlere kapılıp kandırılmış olabilirdiniz, samimice hüsnü zanda bulunup reyinizi bunlara vermiş olabilirdiniz. Ama son 6 yıla şahid olup, aşikâr olan yolsuzlukları/hırsızlıkları/peşkeş çekilmeleri çıplak gözle gözlemleyip, arşa çıkmış adaletsizlikleri/keyfi uygulamaları/haksızlıkları göre göre, liyakatsizliğin/yandaşcılığın/pişkinliğin kitabını yazmış bu mahlûkları desteklemenin hiçbir açıklaması yok. Üstüne üstlük Yezid’in mirası üzerine konup yolunu takip eden bu din tüccarlarıyla Müslümanlar olarak mücadele etmek yerine yanında duranlar (kimse kusura bakmasın) tarihe altın harflerle yazılacak.

Sizin din düşmanı dediğiniz tipler en fazla Müslümanlara “zahiren” zarar verebilirdi, arkasından gittiğiniz/desteklediğiniz/oy verdiğiniz bu Yezid misyonunun taşıyıcısı muktedirler, tarihte olduğu gibi toplumsal algı boyutunda “İslam”a zarar verdi/vermekte/verecek…

Sizler merkeze seçim meşruiyetini konumlandırdığınız için, kendinizi ve Müslümanları bu tiyatroda dayatılan tercihleri seçmeye mahkûm ettiğiniz için, her zaman ve alanda özgürce iradenizi beyan edeceğinize kendinizi zulmü meşrulaştırma aparatı haline getirdiğiniz için bu kulvardan söylemde bulunuyoruz. Şahsen bu düzleme itirazımız var… Fiilen sandık başına gidip oy vermek mevzunun en basit boyutu ve evresi. Vasat vatandaş gibi Müslümanların zihin dünyasında gözünde de canlanan sahne bu olduğundan bunun üzerine konuşuyorum. Sözlerim diğer taraf içinde geçerli, onlarda “kazansa” meşru değildi şahsen…

Demokrasiden medet umup 50+1 e milletin mahkûm edilmesi, meşruiyetin kaynağına niceliklerin alınması asıl yanlış ve düştüğümüz çukur. Yıllardır söylüyoruz/yazıyoruz/uyarıyoruz, demokrasinin neliğini, zafiyetlerini, insanlığı düşürdüğü durumu burada açıklamaya mecalim yok, arzu edenler için kaynak çok.

Özetle; Platon başta olmak üzere çoğu Yunan filozofunun söylemlerinde, ibni Haldun başta olmak üzere sosyoloji külliyatında, Avesta’da, Tevrat’ta, İncil’de, Kuran’da bütün kadim ve ilahi metinlerde çoğunluğun gaflet üzere olduğunun vurgulandığı bir gerçeklik üzerine, çoğunluğun meşru kabul edildiği tarihi tekrar tekrar tecrübe ediyoruz.

Müslümanlar için seçim; Aliyle kaybedildi, meşruiyet din tüccarlarının eline geçti. Sonrasında “zahiren” Hüseyin Yezide karşı kaybetti, kanıyla mesajını suladı ki gelecek müminler din tüccarlarının ağına düşmesin diye ama tarih tekerrür etmekten ibaret sanırım… Sade ve yalın halde tek cümleyle; Din kisvesi altında iktidarını yürüten figüre Yezid denir. Kuran’da Müslümanlara dinlerini yaşamaları ve yaşatmaları telkin edilmekte, kullanmaları değil. Bugün Yezid zihniyetli tayyibin karşısındaki Hüseyin değil tabiki, onların vasıflarının bir önemi de yok bu noktada.

Sadece oy vermekle değil düşünsel olarak da bunları tercih edip benimseyip tasdikleyerek “Kötülüğü” meşrulaştırdınız, kurumsallaştırdınız, ahlak haline getirdiniz… Bu saatten sonra olacaklar vebalinizdir.

Son zamanlardaki tepki ve vurgularım daha ziyade kendisini İslam’a nispet eden; içinde azda olsa tevhidi bilince sahip olduğunu düşündüğümüz kişiler olmakta birlikte çoğunluğun muhafazakâr sağcı geleneksel İslam dairesinde hayatını sürdürenlerden, az biraz bilinç sahibi olanlara yönelik. Bu cenahta iki türlü duruş sergileyen kitle var. Tayyip Erdoğan öncülüğündeki AKP iktidarını İslam’a Müslümanlara ümmete hizmet eden hatta ve hatta İslam davasının bayraktarı olarak oturtanların verdiği destek hakkında diyecek söz yok, bu noktada ne desek anlamsız olur sanırım Allah gazâlarını mübarek kılsın. İkinci kesim ise ehveni şer mantığıyla “önümdeki seçeneklerden en ehven olanı tercih ediyorum, en azından İslam’a düşmanlık etmeyen az çok önümüzü açan bir parti olduğu için destekliyorum” diyenler.

Hadi bakalım… Mahkûmiyet ve acz içinde dediğiniz gibi “Ehveni şer” dâhilinde şerre müsaade etmediniz, (daha da güçlendirerek başımıza musallat ettiğiniz) ehven olan şerriniz karşısında ne yapacaksınız bugünden sonra. Eğer samimiyseniz seçtiğiniz ehvende olsa, tanım itibariyle bir “şer”dir ve gereğini yapmanızı bekleriz. Derdiniz nedir bilmem ama kimse kendini kandırmasın, derdiniz şer gözükmüyor… Sizde bizde biliyoruz ki; mesele sadece kemalistlere/teröristlere mahal vermemek değil; bunlarda kendinizden bir parça buluyorsunuz, makul görüyorsunuz, çemkirdikleri hamaset söylemleri hoşunuza gidiyor. İstisnalar hariç doğrudan veya dolaylı olarak faydalanıyorsunuz maddi manevi, fiziki duygusal, şahsi veya toplumsal tatmin, kendiniz veya çevreniz fark etmez ya da kazanım zannettiğiniz “refah ortamını” serbestiyetinizi kaybetmek istemiyorsunuz. Müslümanın ölçütü ve durduğu yer burası olmamalıydı, yazık…

Bu anlayışla; zavallı mahlûklar gibi taassuplarınız içinde yönlendirilip yaşayıp ömrünüzü tamamlayacaksınız. Ne ümmete, ne insanlığa bir faydanızın olması namümkün, biliyorum biraz ağır oldu ama kimse kusura bakmasın gerçekler acıdır, dost acı söyler…

Şimdi mukimleştirdiğiniz Muaviye anlayışı üzerine şükür namazı kılın, Allah kabul etsin…

Güzel ülkemin temiz evlatlarına geçmiş olsun…

Vesselam…

NOT: Toplumsal arenada temiz yürekle İslamı ve Müslümanları gözlemleyen, tanımlayan, anlamaya çalışanlara (özellikle de gençlere) çağrımdır. Allah şahid ki; bunlar İslam değildir, Müslümanlar bu iktidardan berîdir. İstirham ediyorum İslamı ve Müslümanları bu kerih güruhla özdeşleştirip değerlendirip yargıda bulunmayınız.

29.05.23
Yusuf Şanlı