Gösteri Toplumundan Rahatsızız

Mustafa tarafından tarihinde yayınlandı

İçinde bulunduğumuz çağ; küreselleşmenin doruk noktalara çıktığı, tek tip insan modelinin farklı kültürler arkasına perdelenerek meşruiyet sağladığı, rekabetin, bireyciliğin, konformizmin ve kariyerizmin zihinlerimizi kapladığı bir zaman dilimi olarak karşımıza çıkıyor.

Sözün kıymetinin bilinmediği bir düzen sürüp gidiyor. İnsanların birçoğu neyi neden söylediği ile ilgili o kadar az kaygı taşıyor ki, kelimeler kifayetsiz kalır.

Tüm kavramların iğdiş edildiği bu günlere olan rahatsızlığımızı birkaç ironik örnekle anlatmak isteriz. Bu örnekleri hayatın tüm safhalarında gözlemlemek mümkün hale gelmiş durumda artık.

İlk olarak, en yakın tartışmadan başlayabiliriz. Son günlerde bir video dolaşıyor sosyal medyada. Son derece duyarlı (!) Bir vatandaş İstanbul’daki AVM yönetimlerini arayarak kendini Hristiyan Kültür Vakfı yöneticisi olarak tanıtıyor. Mevcut yılbaşı süslemelerinden dolayı AVM ye bir ödül takdim etmek istediklerini söylüyor. AVM yöneticileri bunu kabul ediyor tabii. Videonun sonunu ise, AVM yöneticilerinin bu tavrının, halkı Müslüman olan bu ülkeye yakışmadığına dair bir anlatı oluşturuyor. ”Burası Müslüman ülke kardeşim, işte böyle böyle Hristiyanlaşıyoruz ” temalı bu video da, muhafazakâr halkımız tarafından defalarca paylaşılıyor ve beğeniliyor. Ülkenin her yerinde kapitalizmin ibadethaneleri AVM’ler açılmış, yabancı sermaye kol geziyor, esnaf anlayışı kalmamış, mahalleler erimiş, toplumun her kesimine inanılmaz bir tüketim kültürü aşılanmış, aynı bina içinde emperyalist sermayeler emek sömürüsü yapıyor, alçak emelleri için güç topluyorken, en alt katta bulunan mescit, alışverişe bir namaz molası verdirtiyor. Ezcümle batının her türlü yaşam kodunu içimizde eritmişiz, şimdi yılbaşı üzerinden medeniyet tartışması yapıyoruz. Böyle yüzeysel eleştirilerle, kendi nefsimize açık kapılar, zevklerimize meşruiyet yolları açıyoruz doğrusu. AVM içindeki yılbaşı süslemesi ile ramazan süslemesini birbirinden ayıran tek şey hamasettir…

İşte, bu hamasetten rahatsızız…

Bir yarışmacı, ( kitlesel uyuşturucu görevi gören) bir ses yarışması programına çıktı, önünde bir jüri ve jürinin arkasında, TV karşısında milyonlar. Mikrofonu eline aldı, gözlerini kapattı ve Nesimî’ nin o beytini okumaya başladı.

”İblis’in talim ettiği yola minnet eylemem
Zerrece tamâhım yoktur şu dünya malına
Rızkımı veren Hüda’dır Kula minnet eylemem
Yeryüzünün halifesi hünkâra minnet eylemem ”

Alkışlar… Yorumlar… Jüri’ye baktı… “beni seçin, star yapın beni” diye…

İşte böyle oluyor, tarihin bir kesitinde, sultana karşı ölümü göze alarak söylenen bu sözler, bugün bir şov programında, sözleri söylerken tam tersini yaparak kullanılıyor. Milyonlarca insan tarafından da alkış alıyor… Bütün değerler sırayla piyasaya sürülüp, boğazlanıyor.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Fakat ne anlatmak istediğimiz aşikar olmuş olmalı. Günlük hayatımızda, siyasetin içinde, olaylar karşısındaki konumlanmamızda mevziilerin bu kadar iç içe olması, birbirinden ayrılamıyor olması her geçen gün umutlarımızı azaltıyor. Kavramlarımızın içi boşaltılıp, sürekli piyasa lehine, hakim iktidarlar lehine, liberal toplumsal yapı lehine pervasızca kullanılıyor.

Bunlar üzerinden gösteri yapılıyor, güç devşiriliyor, toplum çıkarcı ve rekabetçi bir yapıya sokuluyor. Simgeler oluşturulup, tepkiler onların üzerine çevriliyor. Topluluklar onlarla meşgulken bu çıkarcı yapılar sürekli güçleniyor.

Müslümanlar dahi, hayırlı bir hayatı değil daha refah içinde yaşayabileceği bir hayatı tercih ediyor artık. Seküler kültürle birlikte varolamayacağı için de, İslami unsurları sulandırıyor, istediği kıvama getiriyor. Ahalinin son 15-20 yıllık süreçte girmiş olduğu bu halet-i ruhiyeyi kimlerin, hangi gerekçelerle hazırlamış olduklarını söylemeye çok lüzum görmüyoruz…
Evet rahatsızız…

Bu gösteri toplumundan da, bu ortamı hazırlayanlardan da, ayakta tutanlardan da rahatsızız…

Allah sonumuzu hayretsin…

Kategoriler: Genel

2 yorum

Yorumlar kapatıldı.